Blog

Kayıp Fransız uçağının enkazı bulundu

Brezilya Hava Kuvvetleri, kayıp Air-France uçağına ait olduğu sanılan bir enkazın tespit edildiğini duyurdu. Brezilya medyası da Atlantik’te metal parçaları bulunduğunu açıkladı

Brezilya açıklarında kaybolan, Fransız havayolu şirketi Air-France uçağına ait bazı enkaz parçaları bulundu. Hava kuvvetleri sözcüsü, aralarında koltukların da olduğu “küçük enkaz parçalarının”, Brezilya’nın Fernando de Noronha adasının 650 km kuzeydoğusunda bulunduğunu belirtti.

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinden pazar günü havalandıktan sonra irtibatın kesildiği Fransız Hava Yolları uçağına ait olduğu sanılan enkaz parçaları bulundu.

Brezilya Hava Kuvvetleri sözcüsü Jorge Amaral, Brezilya’nın Fernando de Noronha adasının 650 kilometre kuzeyinde bulunan enkazda bir uçak koltuğu, bir cankurtaran ceketi, metal parçalar ve yakıt kalıntıları tespit edildiğini söyledi.

Amaral, uçağın Atlas Okyanusu üzerindeki güzergahında tespit edilen iki ayrı enkazda herhangi bir yaşam belirtisi tespit edilemediğini de belirtti.

Amaral, enkazın bulunduğu yerin, uçaktan son sinyalin alındığı noktanın sağ tarafında olduğunu belirterek, uçağın belki de geri dönerek Fernando de Noronha adasına inmeye çalıştığını, fakat bunun sadece kendi varsayımı olduğunu ifade etti.

Amaral, tespit için enkazdan bazı parçalar alınıp incelenene kadar yetkililerin, enkazın uçağa ait olduğunu doğrulayamayacaklarını vurguladı.

Brezilya askeri gemilerinin enkaz bölgesine çarşamba gününden önce ulaşmasının beklenmediği de kaydedildi.

Fransız Hava Yollarına ait 4 yaşındaki Airbus A330 tipi uçakla bağlantı dün kesilmişti.

1977′DEN BERİ EN ÇOK ÖLÜMLÜ UÇAK KAZALARI

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinden  havalandıktan sonra irtibatın kesildiği Fransız Hava Yolları uçağına ait olduğu sanılan enkaz parçaları bulundu. İçinde 228 kişinin bulunduğu uçaktan kurtulan olmadığı sanılıyor.

Sivil havacılığın 1977′den beri büyük kayıp veren kazalarından bazıları  şunlar:

27 Mart 1977 Kanarya Adaları: İki Boeing 747 Tenerife Havaalanı’nda çarpıştı, 583 kişi öldü.

Bu kaza sivil havacılık tarihinin en fazla can kaybı veren kazası olarak tarihe geçti.

25 Mayıs 1979: ABD’de American Airliens’e ait Bid DC-10 tipi yolcu uçağı Chicago’dan kalkarken düştü, 273 kişi öldü.

19 Ağustos 1980: Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad üzerinde Tristar tipi bir uçakta yangın çıktı, 300 kişi hayatını kaybetti.

12 Ağustos 1985: Japan Airlines’a ait bir Boeing 747, Tokyo ile Osaka seferini yaparken düştü ve 520 kişi öldü.

12 Aralık 1985: Kanada’da Gandar Havaalanı’ndan kalkan Arrow Airlines’e ait bir DC-8 düştü, 256 kişi öldü.

11 Haziran 1991: Kanadalı hava yolu şirketi Nationair’e ait bir DC-8′de Cidde’deki havaalanından kalkışından sonra meydana gelen patlamada 261 kişi öldü.

26 Nisan 1994: Tayvan hava yolu şirketi China Airlines’a ait bir Airbus A300-600 Nagoya havaalanına düştü, 264 kişi öldü.

8 Ocak 1996: Rus yapısı bir Antonov-32 kargo uçağı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’nın merkezi yakınlarındaki bir pazar yerine düştü, 300′den fazla insan öldü.

12 Kasım 1996: Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi semalarındaki bir Suudi Arap Boeing 747 ile Kazak İlyuşin-76 tipi uçak çarpışınca 349 kişi öldü.

26 Eylül 1997: Endonezyalı Garuda hava yolu firmasının bir Airbus A300 tipi uçağı Sumatra’nın kuzeyinde düştü, büyük olasılıkla ormanda çıkan yangın yüzünden toplam 234 kişi öldü.

31 Ekim 1999: Mısır hava yolu şirketi Egyptair’e ait bir Boeing 767, ABD’nin doğu kıyısı açıklarında kayboldu, 217 kişi öldü.

12 Kasım 2001: American Airlines’a ait bir Airbus A-300, New York’ta Quenns mahallesine düştü, 265 kişi öldü.

25 Mayıs 2002: Tavyan hava yolu şirketi China Airlines’a ait bir Boeing 747-200 denize düştü, 225 kişi hayatını kaybetti.

19 Şubat 2003: İran’ın güneydoğusunda İlyuşin tipi İran askeri uçağı düştü, çoğu Devrim Muhafızı 275 kişi öldü.

18 Temmuz 2007: TAM hava yolu şirketine ait bir Airbus A320 Sao Paulo’daki Congonhas Havaalanı binalarından birine çarptı, 200′den fazla kişi öldü.

Kanser tedavisinde büyük buluş!

Danimarkalı bilim adamları kanserle mücadelede önemli bir tedavi yöntemi geliştirdi. Tedavi yöntemi 24-48 saatte kanser hücresini yok ediyor.

Danimarkalı bilim adamları kanserle mücadelede önemli bir tedavi yöntemi geliştirdi. RNA 129 adlı mikromolekülün şırıngayla kanser hücrelerine aktarılması durumunda bu hücrelerin 24 ila 48 saat içinde yok olduğu tespit edildi

Danimarka’nın ikinci büyük kenti Aarhus’ta bulunan Skejby Üniversite Hastanesi’nde kanser üzerinde araştırma yapan bilim adamları, kanser hücrelerini 48 saat içinde yok edecek yeni bir tedavi yöntemi geliştirdi.

Kopenhag Üniversitesi’nde araştırmacı olarak görev yapan Aslı Silahtaroğlu adlı Türk kadın profesörle çalışmalar da yapan Skejby Üniversite Hastanesi proföserlerinden Torben Örntoft, özellikle uzun yıllardır bilinen mikro moleküller etrafında bulunan bir mikromolekül tabaka üzerinde araştırma yaptıklarını söyledi.

Örntoft, RNA 129 adlı mikromolekülün şırıngayla kanser hücrelerine aktarılması durumunda kanserli hücrelerin 24 ila 48 saat içinde yok olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

Danimarkalı bilim adamlarının bu buluşunun özellikle mesane kanseriyle mücadelede etkili olacağı, ekibin kalın bağırsak kanserinde de aynı buluşu yaptığı bildirildi.

Japonya’da denenecek

RNA mikromoleküllerin bulunmasıyla müdahale edilecek moleküllerin belirlendiğine değinen Prof. Örntoft, bundan böyle bilinçli olarak kanser hücrelerinde yapılmak istenen müdahalede etkili olunacağını ifade etti.

Prof. Örntoft ayrıca, 10 yıl öncesine kadar söz konusu mikromoleküllerin kanserdeki öneminin bilinmediğini, şimdi ise birçok ülkede bilim adamlarının kanser tedavisinde bunun önemini kavradığını söyledi.

Danimarkalı bilim adamlarının, Amerika ve İngiltere’de yapılan konferanslarda elde ettikleri bu sonucu ortaya koydukları bildirildi.

Japonya’da bu konuda önde gelen bir kanser merkeziyle birlikte pratikte RNA 129 mikromolekülün kanserli hücreleri nasıl yok edeceği denemesinin yapılacağı kaydedildi.

Danimarkalı bilim adamlarının bu buluşu dün piyasaya çıkan “Molecular Cancer Research” dergisinin kapağında yayımlandı.

Programlı hücre ölümü sağlanıyor

Bilim Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, RNA gen ekspresyonu olarak adlandırılan bu yöntemin 2000 yılında keşfedildiğini ve o günden bugüne pek çok araştırma başlatıldığını belirterek, şunları söyledi: “Onkoloji alanında RNA’yı hedefleyen tedavi yaklaşımları konusunda birtakım laboratuvar yöntemleri, son yıllarda çok araştırılıyor.

Hatta bu konuda 2007’de biri İngiliz, diğeri Amerikalı iki araştırmacı Nobel ödülü aldı. Normalden fazla ya da az çalışan mikro RNA’lar var. Bunları kullanarak kanserli hücreyi yok etmek ya da suskun hale getirmek fikri ortaya çıktı.

Bugün RNA molekülleri kullanılarak, ki mikro RNA’lar deniyor bunlara, kanserli hücrelerin içindeki birtakım genler kapatılıyor. Yani kanserli hücre ‘apoptosis’ denilen programlı hücre ölümüne sokulabiliyor.

Bu RNA bazlı ajanlar laboratuvar aşamasında çalışılıyor. Pek çok çalışma var ancak henüz tedavi amaçlı kullanılmaya başlanmadı. Ama çok önemli adımlar atılıyor. Çok yakın zamanda birtakım genetik tedavilerin onay alması öngörülüyor.” Son 3-4 yıldır öldürücü bir cilt kanseri olan “melanom” için insanlar üzerinde klinik çalışmaların da yapıldığını belirten Prof. Demir, laboratuvar düzeyinde de meme, akciğer, kolon (kalın bağırsak) kanserleri konusunda da umut verici çalışmaların sürdüğünü ekledi.

Daha çok erken

Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Demirkazık ise çalışmanın Cancer Research dergisinde yayımlanmasının insan üzerinde değil laboratuvar ortamında çalışıldığı anlamına geldiğini belirterek, “Bu aşamada umutlanmak için daha çok erken. Laboratuvar aşamasında çok umut veren çalışmaların çoğu klinik aşamaya geçildiği zaman başarısız oluyor” dedi. Bu hafta dünyanın en büyük kanser kongresi olan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Kongresi’nin yapılacağını hatırlatan Prof. Dr. Demirkazık, “En önemli bildiriler orada sunulacak. Eğer böyle bir çalışmayla ilgili sunum yapılırsa haberimiz olur. Oradan çıkan sonuçlar bizim için önemlidir” diye konuştu.

Yargıtay’tan kiracılara müjdeli haber

Küresel ekonomik krizde kiracılara en büyük destek Yargıtay’dan geldi. Kiracılar evsahiplerinden indirim talep edebilecek. İşte Yargıtay’ın verdiği karar:

Yargıtay'tan kiracılara müjdeli haber

Yargıtay ekonomik nedenlerden dolayı kiralara TEFE oranında artış yapılması yerine zam yapılmaması gerektiğine karar verdi. Kararda kiraların genel fiyat artış kadar yükselmediği, kiraların düştüğü dönemlerde de ev sahiplerinin zam taleplerinin reddedilmesi gerektiği belirtildi.

İşsizliğin büyük artış gösterdiği ülkemizde bir çok kişi ev kirasını ödeyemediği ve kirasına zam yapamadığı için evinden çıkmak zorunda kaldı. Yargıtay ise ekonomideki sıkıntıları dikkate alarak kiracıları sevindirecek tarihi bir karara imza attı. Yargıtay 3′üncü Hukuk Dairesi ekonomik nedenlerden dolayı kira bedellerine zam yapılamayacağına karar verdi.

Ankara 6′ıncı Sulh Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararı bozan Yargıtay, kira tutarlarının genel fiyat artışları kadar yükselmediğine karar verdi. Kararda ayrıca kiraların düştüğü dönemde kira ücretinin enflasyon oranında arttırılmasına karşı çıkıldı. Mahkemelerin de bu yöndeki talepleri reddetmesi istendi. Yargıtay daha önce verdiği kararlarda kiralara enflasyon oranında zam yapılması gerektiğini hükmediyordu.

Yargıtay’ın bu kararından sonra ev kiralarına zam yapılan kiracılar, kirası düşük konut ya da işyerlerini emsal göstererek indirim talebinde bulunabilecek.

Etiketler: tefe kiracı kriz yargıtay

Haberturk

Erdoğan

Erdoğan TUSKON’un dünya bakanları buluşturduğu ticaret ve işbirliği zirvesinde konuştu. Başbakan ‘Ülkemizde taş üstüne taş koyanı başımız gözümüz üzerinde taşırız’ dedi.

Erdoğan TUSKON'da yatırıma davet etti

5 Milyar doların üzerinde ihracat yaptığımız ülke sayısı 200 oldu. Değerli, katılımcılar tarihin en büyük krizlerinden birini yaşıyoruz. kredi kanalları tıkanıyor isşizlikte bir artma yaşanıyor. Bir

çok ülkede olduğu gibi bizde de ihracat düştü ve işsizlik arttı. Türkiye ekonomisi diğerleri ile karşılaştırıldığında krizi en az hisseden ülke olmuştur.

Büyüme noktasında TÜFE ve ÜFE’de olumlu gelişmeler var. Turizmde geçen yılın biraz altındayız. Otomobil satışlarında olumlu gelişlme içerisindeyiz. Ulaştığımız başarı dünya ile kıyaslandığında daha iyi anlaşılır. Moraller yükseldi ve beklentiler olumluya dönüştü.

Perşembe bir yeni istihdam paketini de açıklıyoruz. istihdamda yeni teşvik paketiyle yeni bir dönemi başlatacağız. Kriz ülkemiz için zor bir süreç olsa da biz iyi yönetildiği takdirde iyi bir fırsat yakaladık.

Mesele nerede neyi yapabileceğini bilmektir. İşini bilen er ya da geç neticeye ulaşıyor. Değerli dostlarım krizi en çabuk atlatıp büyüme sürecine giren ülke olarak ön plana çıkacaktır. İhracat yeniden yükselişe geçecek. Bu süreçten karlı çıkacağımızı belirtmek isteriz. Biz bizimle yapmak isteyene kapımızı ağzına kadar açarız Gönlümüzü kapımız açarız. Ülkemizde taş üstüne taş koyanı başımız gözümüz üzerinde taşırız. paranın dini milleti ırkı vatanı yoktur. Para civa gibidir. uygun şart neredeyse oraya gider.

AYRINTILAR GELECEK

Doğan o pijamayı 11 yıldır çıkaramadı

Doğan o pijamayı 11 yıldır çıkaramadı

Aydın Doğan’ın 11 yıl önce kendisini ziyarete gelen Mesut Yılmaz’ı pijama ile karşıladığına iddia çok konuşulur.
Aydın Doğan ise üstünde pijama olmadığını her fırsatta dile getirip ağır sözlerle yalanlama yayınladı. Bu konu bugün yine gündeme geldi. Aydın Doğan üstünde o gün pijama değil ve keten pantolon olduğunu Taraf yazarı Elif Çakır’a da açıkladı.

Önce olayı kısaca hatırlayalım…

1997′nin Haziran’ında dönemin ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den aldığı gün bir rahatsızlık geçiren Aydın Doğan’ın Çamlıca’daki konutunda ziyeret gider.
Ziyaretin ardından kapılar açılır ve ilk oalrak takım elbisesi ile Mesut Yılmaz çıkar. Ardından hafta sonu hastalık sonrası rahatlığı ile spor bir kıyafetle Aydın Doğan. İHA kameramanı kayıttadır o sırada. Hükümeti kurma görevini alan Mesut Yılmaz, daha ilk gün Aydın Doğan’ı ziyaret etmiştir. Bu önemli gelişme medyada farklı bir şekilde yankılanır ama. “Aydın Doğan, Başbakan olacak Mesut Yılmaz’ı pijama ile karşıladı” haberleri yapılır.

Tam 11 yıl önce olan olay bu…

Peki bugün ne oldu. Daha önce bir yazısında olayı böyle akataran Taraf yazarı Elif Çakır’a Aydın Doğan tarafından geçen hafta Sedat Ergin araclığı ile bir “fotoğraflı” bir düzeltme geldi.

Elif Çakır da bunu köşesine taşıdı…

“Aydın Doğan’ın evsahipliğinde gerçekleşen fasılın üzerinden 30 gün, “pijamalı Aydın Doğan haberi”nin üzerinden 4015 gün geçse de bir hakikati gün yüzüne çıkarmak için geç kalınmış sayılmaz.

Geçen hafta, Milliyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Sedat Ergin aradı, “zamanın başbakanı Mesut Yılmaz’ı pijamalı karşılamıştır” efsanesinin aslını anlattı ve bir de fotoğraf gönderdi.
Olayın aslı şöyle�
Bir Pazar günü dönemin başbakanı Aydın Doğan’ı ziyaret etmek ister.
Günlerden Pazar olunca, Aydın Bey, Mesut Yılmaz’ın spor bir kıyafetle geleceğini düşünüp o da spor giyinerek karşılar. (Ancak başbakan takım elbiseyle gelince durum biraz karışmış.)
Fotoğrafta gördüğüm ince bir keten pantolon (kemer takılmış) ve üzerinde bir tişört. Mesut Yılmaz yanında takım elbiseleriyle durmuş.
Sedat Bey “Aydın Doğan değil başbakanı, herhangi bir misafirini dahi pijamalarla karşılayacak birisi mi, siz de tanıştınız” dedi.
Bazen öyle olur, algı karışıklığı yaratılır ve öyle inanırsın. Biraz da öyle inanmak istersin.
Aydın Beyin “pijamalı başbakan karşılama” haberi de öyle olmuş.
Durum bundan ibaret.
Aydın Bey, benim bu şehir efsanesine inanmama üzülmüş, ben de tashih edeyim dedim.”

KARARI SİZ VERİN

Biz de Haber 7 olarak Mesut Yılmaz’ın Aydın Doğan’a yaptığı ziyaretin görüntülerini tozlu arşivlerden indirdik. Buyurun kararı siz verin. Asıl tartışma nasıl olmalı…

Pijama mı spor elbise mi? Yoksa Başbakan olmak için Meclis’teki partilere ziyaret düzenleyip güven oyu alması gereken Mesut Yılmaz’ın daha ilk günden en büyük medya patronunu evidne ziyaret etmesi mi?

(Haber 7)

Küçük esnaf için vergi kalkıyor!

Yeni Gelir Vergisi Kanun Taslağıyla vergi tarifesi değişiyor. Değişiklikler küçük esnafın yüzünü güldürücek. İşte yeni gelir vergisi kanun taslağı

İsviçrede uçağa havada yılıdırm çarptı

Zürih-Selanik seferini yapan İsviçre havayollarına (Swissair) ait bir yolcu uçağına havada yıldırım çarptı. Yıldırım çarpması sonucu uçağın bir motoruna bir süre elektrik gitmedi.

Muhammedü’l-Emin Son Peygamber’le ilgili bir “ilk” kitap

Son Peygamber’le ilgili bir  Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesi hayatı “ilk” kez bir “müstakil” kitap olarak yayımlandı. Hayykitap’tan çıkan Muhammedü’l-Emin Efendimiz’in çocukluğunu, gençliğini ve vahye hazırlanışını anlatıyor.

Baykal’a Mallarını tam açıkla çağrısı !!!

 Baykal'a 'mallarını tam açıkla' çağrısı

17 09 2008 17:48
AK Parti’li Necati Çetinkaya, ”Baykal’ın mal varlığı ile ilgili netliğe kavuşmayan bazı hususların bulunduğunu’ savundu ve Baykal’a şu çağrıyı yaptı.

 

 

 

 

Karaman’dan ‘Deniz Feneri gerçeği

 

17 09 2008 20:35
Almanya’daki Deniz Feneri davası ile ilgili Doğan medyası tarafından hedef haline getirilen Zekeriya Karaman, herşeyi Kanal7 TV’de anlattı.

Karaman'dan 'Deniz Feneri gerçeği